Bulbusta Ülser Nedir? Bulbus Ülseri Belirtileri ve Tedavisi

Bulbus, oniki parmak bağırsağının ilk başlangıç bölümüdür. Her doku ve organda görülen yaralar, bulbusta da görülebilir. Tedavisi mümkündür.

Bulbus Ülseri

Bulbus, oniki parmak bağırsağının ilk başlangıç bölümüne verilen isimdir. Mide mukozasında meydana gelen ülserlere Peptik Ülser ismi verilirken bulbusta meydana gelen ülser oluşumlarına ise Bulber Ülser ismi verilmektedir. Sindirim sistemindeki bir çok enfeksiyona neden olan Helikobakteri Plori tarafından enfekte olmuş dokular nedeniyle ortaya çıkmaktadır.

Bulbus ülserleri, mide mukozasında meydana gelen ülserlerden biraz daha farklı belirtileri vardır. Bu belirtilerin göz ardı edilmeden tedavisinin yapılması, iç kanamaya sebep olmadan engellenmesi gerekmektedir. İlerleyen ve tedavi edilmeyen ülserler, zamanla kanamalara, bağırsağın ilerisine giderek ülseratif kolit gibi rahatsızlıklara neden olabilmektedir. Hastalık kronikleşebilir, bahar mevsimlerinde şiddetlenebilmektedir.

Bulbus Ülseri Belirtileri

On iki parmak bağırsağının mukozasındaki iltihaplanma sonucu ortaya çıkan ülserler, genellikle Helikobakteri Plori’nin neden olduğu enfeksiyon hastalıklarıdır. Bu hastalıklar, midenin yanı sıra bağırsaklardan da belirtiler gösterebilir. Belirtileri şöyle sıralanabilir:

  • Yemek sonrasında şişkinlik
  • Yemek sonrasında ataklar ve kolit tarzda karın ağrıları
  • İshal
  • Bulantı, kusma
  • Kanama yapan ülserler sonucunda dışkının renginde koyulaşma, kahve telvesi görünümü
  • Kötü kokan dışkı
  • Sırta ve sağ omuza vuran ağrılar

Bağırsakla ilgili olan bu rahatsızlık, midede de belirtiler göstermesinin sebeplerinden biri midede de ülserler olduğunun göstergesi olabilir. Hastaların iştahları yerindedir ve yemek yedikten hemen sonra ağrılar kendini göstermeye başlar. Bu ağrıların geçmesi için hastalar az ve sık beslendikleri zamanlarda ve alkali gıdalar tükettiklerinde hafiflediklerini ifade ederler.

Kronikleşmiş bulbus ülseri olan hastalarda, kendilerini bildikleri için mevsim geçişlerinde yediklerine ve içtiklerine daha çok özen gösterirler. Bu özen gösterme sonucunda alevlenmiş olan hastalığı, daha fazla rahatsızlık duymadan atlatabilirler. Alkali gıdalar almaya, daha çok süt, yoğurt gibi besinler tüketmeye özen gösteren hastalar, kronik bulbus ülserinde daha rahat bir yaşam sürerler.

Bulbus Ülseri Tehlikesi

Hemen her doku ve organda görülen ülserler, tedavi edilmediği taktirde kötü tablolara gidebilir. Kötü tabloların başında ise kanserler gelmektedir. Yara oluşmuş dokuda, vücut yarayı iyileştirmek için zamanla yeni dokular üretmeye başlar. Bu yeni dokuların genetik yapılarında herhangi bir değişim olursa, yara zamanla kendini kanser hücrelerine bırakır. Kronikleşmiş ülser hastalarında bile bu durum, hastalığın yakından takip edilmesi, belli aralıklarla endoskopik inceleme ile ülserin durumunun kontrolü gerekir. Kanser dokuları görüldüğünde ise mutlaka ileri bir tetkik için biyopsi örneği alınmalı ve incelenmelidir.

Tehlikelerden bir diğeri ise kanamadır. Ülser dokusu üzerinde yaşanacak bir kanama, iç kanama olarak nitelendirilir. Zaman içerisinde kanama miktarının artması ile hastada iç kanama belirtileri görülmeye başlar. Tansiyon düşüklüğü, halsizlik bayılma, dışkının renginin koyulaşması gibi belirtiler ile doktora başvuran kişilerin bağırsaklarında bir kanama yaşadığı anlaşılır. Acil müdahale gerektiren bir durumdur.

Peptik ülserdeki gibi Bulbus ülserlerinin de delinme riski vardır. Bağırsak duvarındaki delinme sonucunda ince bağırsak muhteviyatının karın içine yayılması ve Peritonit adı verilen karın zarı iltihaplanmasına neden olabilir. Hastalık belirtilerinin göz ardı edilmeden mutlaka tedavisi yapılmalıdır.

Bulbus Ülseri Tedavisi

Yapılan endoskopik incelemede, mideden ve ülser üzerinden alınan örneklerin laboratuvar ortamında incelenmesi sonucunda tedavi için yol çizilir. Mide asidinin yakıcılığı nedeniyle mide koruyucuların kullanılması, enfeksiyon için gerekli antibiyotik tedavinin başlanması gerekmektedir. Bunlara ek olarak bağırsaklarda dışkılama konusunda herhangi bir problem varsa ona göre ek ilaç tedavisi verilebilir.

Bağırsak Ağrılarına Dikkat!!

Mide koruyucular olarak adlandırılan, mide asidi salgısını baskılayan ilaç gruplarının kullanılması, hastada var olan ülserlerin yüzeyinde daha fazla tahribata neden olmadan iyileşmesini hızlandırmaktır. Proton pompası inhibitörleri veya H2 reseptör antigonistleri türevi ilaçlar, hastanın yemeklerden 1 saat ince içmesi ve yemek sırasında daha az asit salgılanmasını sağlayacaktır. Anti-asit ilaçlar ise kısa süreli etkileri olan, midedeki yanmayı baskılayan ilaçlardır. Bu ilaçların doktor tarafından verilmesi ve düzenli olarak kullanılması sonucunda ülser yüzeyinde iyileşme hızlanacaktır.

Ülsere neden olan bakterinin tespit edilmesi, bakteriye uygun olarak antibiyotik tedavisini ise doktorun belirlediği dozda ve miktarda kullanılması gerekmektedir. Antibiyotik tedavisinin tamamlanmaması, hastada var olan bakterinin kullanılan ilaca karşı bağışıklık kazanmasına neden olmaktadır. O nedenle her antibiyotik gibi Helikobakteri Plori içinde verilen antibiyotiği düzenli kullanmaları gerekmektedir.



Kullanıcı Yorumları ve Oyları

1 yıldız2 yıldız3 yıldız4 yıldız5 yıldız (Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading...
Yorum ekle